.
SİTENE EKLEMEK İSTEDİĞİN TÜM KODLAR
HTML KODLARI İÇİN TIKLA
.
OKUMAK İSTEDİĞİNİZ GAZETENİN ÜZERİNE TIKLAYIN

Yaşlanmaya dur diyebilirsiniz!

4/3/2008

Yaşlanma hızınızı ve çeşitli hastalıklara yakalanma riskinizi bazı noktalara dikkat ederek geciktirebilirsiniz. Daha geç yaşlanmak istiyorsanız aşağıdaki önerileri unutmamalısınız:

Yaşlanmaya dur diyebilirsiniz!

 

Karsinojenlere maruz kalma sürenizi azaltın: ''Serbest radikaller'' olarak bilinen kirleticilere, toksinlere, buhar gazlarına, ağır metallerle (kurşun, civa, alüminyum) etkileşim sürenizi en aza indirin. Bu maddelerin çokça yer aldığı bölgelerde oturmaktan kaçının. Şehir yaşamında oldukça zor olan bu durumun üstesinden gelebilmek için haftanın belli günlerinde ormanlık alanlarda, parklarda, bahçelerde yürüyüş yaparak, koşarak hem ruhunuzu ve hem de bedeninizi toksinlerden arındırmaya çalışın.

 Doğal antioksidanlardan yararlanın: Doğal antioksidanlar olan sebze ve meyvelere (brokoli, ıspanak, portakal, çilek, ahududu gibi vitamin ve mineral zengini besinler) diyetinizde bol bol yer verin. Bu besinlerin içinde bulunan bileşikler toksinlerin zararlı etkilerini nötralize ederler.

Daha fazla pigment tüketin: Ahududu, çilek, erik, siyah üzüm ve kiraz gibi meyveler ve bu meyvelerin kabukları bol miktarda antioksidan içerikli renkli bileşikler ihtiva ederler. Ispanak, brokoli ve kırmızı biber gibi sebzeler de aynı güce sahiptir. Bu besinler çeşitli hastalıkların neden olduğu problemlerin oluşumunu yavaşlatabilir veya başlangıcını geciktirebilir. Bu nedenle soğan, sarmısak, lahana dışındaki beyazlardan kaçının. Bol veya koyu renkli, pigment içeriği fazla olan sebze ve meyvelerden çokça tüketin.

Basit karbonhidratları diyetinizden çıkarın: Şeker, beyaz un, beyaz pirinç gibi basit karbonhidratların sahip olduğu boş kalorilerden, özellikle kan şekerini kontrol etmede problemleri olan veya aile öyküsünde diyabet bulunan bir kişiyseniz, kaçının. Yüksek kan şekeri; hastalıklar ve ağrıyla ilgili olan iltihabi durumu artırmakta ve yaşlanma işlemini yüzde 30 oranında artırmaktadır.

Antioksidan vitamin ve besin desteklerine olan ihtiyaçlarınızı düşünün: Antioksidan besinleri yeteri miktarlarda tükettiğinizde belki vitamin veya besin desteklerine ihtiyacınız olmayabilir. Ancak herhangi bir rahatsızlığınız ya da riskiniz varsa daha fazla dikkat etmek zorundasınız. Örneğin; üzüm çekirdeği ekstresi, şeker miktarı yüksek olan üzüm ve alkol içeren kırmızı şaraba göre daha sağlıklı bir tercih olabilir.

Antioksidan etkili bazı destekler

E vitamini C vitamini Beta-karoten Çinko Selenyum Alfa Lipoik Asit Likopen Pycnogenol Proantosiyanidinler Coenzyme Q10 Gingko Biloba Milk Thistle...

(Besin desteği olarak sadece doktor önerisi ile kullanmalısınız.)

Welness notları:

Antioksidanlardan faydalanın!

Bedensel aktivitelerinizin tümünde vücudunuz, oksijeni yakıt, yani hayat kaynağı olarak kullanır. İşte bu oksijen, moleküllerinizde, hücrelerinizde, doku ve organlarınızda yıpranmaya, paslanmaya, yaşamı kısaltan yapısal farklılaşmalara yol açar.

Bedeniniz yaşlandıkça hücrelerinizi, doku ve organlarınızı kısacası, yaşamınızı tehdit eden bu paslanma (oksidasyon) hız kazanır. Ve ne yazık ki bedeniniz yaşlandıkça sahip olduğunuz doğal paslanma önleyici savunma sistemleriniz de (doğal antioksidan aktivite) gücünü sürekli kaybeder. Artık görmeniz de, duymanız da, hafızanız da, uyku düzeniniz de, cinselliğiniz de sorunludur. Kansere, şekere, damar sertliğine, Alzheimer'a daha bir yakındır bedeniniz.

Bedeninizi bu paslanmadan (oksidasyondan) nasıl koruyacaksınız? Burada antioksidan aktivitesi yüksek bir beslenme tarzı, antioksidan aktivitesi yüksek vitamin ve mineraller (C vitamini, E vitamini, selenyum) ile bitkisel antioksidan destekleri (Ginkgo Biloba, Milk Thistle) yardıma çağırmanın zamanı gelmiştir.

Antioksidanları vücuda kazandırmanın en ucuz ve etkin yolu antioksidanlardan zengin besinleri tüketmektir. Amerika'daki ünü Pritikin Uzun Yaşam Kliniği uzmanlarından Grabowsky koyu renkli sebzeler ve taze meyvelerin yoğun tüketilmesi hálinde günlük antioksidan ihtiyacın karşılanabileceğini belirtiyor.

 

Erkekler en çok neden utanır?

4/3/2008

Onların açıklamaktan çekindiği en önemli problem...



 


Bir yanda kariyer yapma arzusu, diğer yanda kişisel ve ekonomik nedenler çiftlerin çocuk sahibi olma planlarını erteletiyor. Yaş ilerledikçe yumurta rezervinin ve sperm sayısının azaldığına dikkat çeken Dr. Hakan Özörnek'e göre kısırlığın yüzde 60'ı erkeklerden kaynaklanıyor ve çiftlerin mutlaka birlikte hekime gitmesi gerekiyor.E vli çiftlerin yüzde 15'i kısırlık sorunuyla karşı karşıya kalıyor.

Uzmanlara göre çiftler bir yıllık uğraşları sonucunda bebek sahibi olamamışlarsa, mutlaka doktora başvurmaları gerekiyor. Eurofertil Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek, bu aşamada kadın ve erkeğin beraber hekime başvurmasını tavsiye ediyor. Kısırlığın yüzde 60'ının erkeklerden kaynaklandığını söyleyen Özörnek "Ülkemizde genelde ilk planda kadın değerlendiriliyor. Sonrasında erkek doktora başvuruyor. Hatta yıllarca yumurtlama tedavisi olduktan sonra, spermi olmadığı anlaşılan erkeklere de rastlıyoruz. Bu yüzden tedaviye erken başlamak önemli"uyarısında bulunuyor.

KISIRLIĞIN NEDENLERİ

Tahliller sonucunda kısırlığın anlaşılabildiğini aktaran Özörnek, erkeklerdeki kısırlığının sebeplerinin farklı olduğunun da altını çiziyor. Özörnek o sebepleri de şöyle açıklıyor: "Yumurtalık damarlarında varisleşme hormonal sebepler, genetik-ailevi sebepler, geçirilmiş iltihabi hastalıklar, geçirilmiş ameliyatlar, doğumsal anormallikler, çevresel ve kimyasal etkenler." Kısırlık tedavisinde erkeğin hikayesine başvurduklarını belirten Özörnek, spermi olmayan erkeklerde hormon değerlendirilmesi yapıldıktan sonra ameliyata gerek kalmadan sperm elde edilebileceğini belirtiyor.

YAŞ ÖNEMLİ

Kısırlık sorunuyla karşı karşıya kalan çiftlerin yaş faktörünü göz önünde tutmalarını öneren Özörnek, "Kısırlık sorunu varsa erken karşılaşmak ve tedavi şansını artırmak için bazı basit tetkiklerin mutlaka yaptırılması gerekiyor. Gelişen teknoloji getirdiği yöntemler bir çok olanak sunuyor" uyarısında bulunuyor.

Aşılama ve tüp bebeğin son yıllarda en çok başvurulan 2 yöntem olduğunu aktaran Özörnek, sperm sayısı hafif - orta derecede azalmış ise aşılama uygulandığını, aşılamanın tek uygulama sonucundaki başarısının da %10-15 olduğunu söylüyor, Özörnek üç - dört denemeden sonra gebelik oluşmamışsa tüp bebek tedavisine geçildiğini belirtiyor ve erkekleri uyarıyor "Lütfen eşinizle birlikte hekime gidin ve siz de gerekli testleri yaptırın!"

Bugün

Ağrılarınızdan "elle" tedaviyle kurtulun

4/3/2008

Duruş bozuklukları, vücudu yanlış kullanma, sabit ve uzun süre aynı işi yapma ve stresten kaynaklanan omuz, boyun, sırt ve bel ağrılarından, ilaç kullanmadan sadece el ile yapılan tedaviyle kurtulmak mümkün.



Tedaviyle ilgili Fransa'da eğitim alan Alman Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Sorumlusu Uzman Dr. Elif Gürkan, kronik ağrıların insanların iş ve sosyal hayatını etkilediğini, depresyon, gerginlik ve öfke gibi psikolojik problemlere yol açabildiğini söyledi.

Toplumda sıkça görülen omurga ağrılarının özellikle 25 yaşından sonra başladığına işaret eden Gürkan, şu bilgileri verdi:

"Ağrılar en fazla duruş bozuklukları, sabit ve uzun süre aynı işi yapma, egzersiz yapmama, yanlış vücut kullanımı, oturup kalkma ve yatış pozisyonlarının yanlış olması ve stresten kaynaklanıyor. Stres çok önemli bir faktör, hemen hassas dokuları ağrıtmaya başlıyor.

Özellikle 45 yaşın altı hanımlarda sırt ve boyun ağrıları çok sık görülüyor. Çünkü stres hanımları zayıf bölgeleri olan sırt ve boyundan vuruyor. Hanımlar pek fazla spor yapmadığı için buralardaki kaslar çok zayıf oluyor."

Dr. Gürkan, mekanik kökenli olarak adlandırılan bu ağrılardan, el ile tedaviyle kurtulmanın mümkün olduğunu vurgulayarak, eskiden beri kullanılan ve bilimsel olan bu tedaviye ilişkin batıdaki birçok üniversitede bölümler bulunduğunu söyledi.

İlaçsız tedavi

Elif Gürkan, "Burada amaç ilaçsız tedavi. Tedavide el dışında hiçbir şey kullanmıyoruz. Bu tedavi için eğitim ve el becerisi gerekiyor. El ile çeşitli gevşetme, esneme ve vücudun kendi kapasitesini kullanma tekniklerini kullanarak, o bölgelerdeki sertleşmeler yok ediliyor, bloklar açılıyor" diye konuştu.

Elle yapılan muayene ve çeşitli tetkiklerden sonra bu yöntemin uygulandığını dile getiren Gürkan, bu tür işlemlerin işin ehli olmayanlara kesinlikle yaptırılmaması, sorunun altında tümör grubu hastalıklar, enfeksiyon ya da çok ciddi osteoporozun yatabileceğine işaret etti.

Gürkan, tedavinin yurt dışında çok popüler olduğunu ifade ederek, gelen hastalara genelde 3-10 seans uyguladığını bildirdi. Tedaviyi, 1999 yılından bu yana binlerce kişiye uyguladığını anlatan Dr. Elif Gürkan, ağrıların giderilmesinde ortalama 80 oranında başarı sağlandığını, ancak bununla birlikte beslenmeye dikkat edilmesi ve egzersiz yapılması da gerektiğini sözlerine ekledi.

R 271

Yolda en çok Teraziler kalıyor, en az Balıklar...

4/3/2008

İşte size burca inanmasan da geyiksiz kalma dedirtecek bir haber. İstatistiklere göre yol ortasında otomobili en sık bozulanlar Terazi burcundan... Bir İngiliz sigorta şirketinin yaptığı bu araştırmaya göre araçları en az arızalananlar ise Balık burcundan

Yolda en çok Teraziler  kalıyor, en az Balıklar...

İngiliz sigorta şirketi RAC tarafından yapılan araştırmaya göre, Terazi burçlarının otomobillerinde diğer burçlardan daha fazla mekanik arıza çıkıyor. Araçları en az arızalananlar ise Balık burçları. Araştırmaya göre ayrıca, mavi renkteki araçlar da daha sık bozuluyor.

RAC araştırmacıları, burçlar ve renklerle arızalar arasında bilimsel bağlantı bulunmadığını, araştırmanın sonuçlarının istatistiki olduğunu belirtti.
Araştırmaya katılan sürücülerin yüzde 23’ü, “uğursuz” sayıların bulunduğu bir plakaya sahip olan araçları satın almak istemediklerini de söyledi. Ancak plakasında uğursuz olarak kabul edilen 13 sayısının bulunduğu araçların arızalanma ihtimalinin yüzde 25 daha az olduğu görüldü. Plakası 666 olan araçların da bozulma oranının ortalamanın yüzde 15 altında olduğu ortaya çıktı.



En şanssızdan şanslıya doğru
Araştırmaya göre, burçlar, otomobil arızaları açısından en şanssızdan en şanslıya doğru şöyle sıralanıyor:



1 Terazi
2 Oğlak
3 Kova
4 Başak
5 Yay
6 Aslan
7 Koç
8 Akrep
9 İkizler
10 Yengeç
11 Boğa
12 Balık

(Milliyet)

Tuvalet cebe taşındı

4/3/2008

Bu da olur mu demeyin. Yolda, araçta ya da ihtiyaç duyduğunuz her yerde... Tuvalet ihtiyacınızı gidermenize yardımcı olacak ürün pazara sunuldu

Tuvalet cebe taşındı

Tuvalet önemli bir sorun. Umumi tuvaletlerden uzak durun. Umumi tuvaletlerde, bakteriler kol geziyor.

Amerika ve Avrupa’da kullanılan cep tuvalet artık Türkiye'de.

Tuvalet ihtiyacını gidermeye medeni çözüm artık geldi. Cep tuvalet artık evde, yolculukta, uçakta, denizde, çadırda, piknikte, bisiklet sürerken, balık tutarken, trafik sıkışıklıgında, engelliler, yatalak hastalar ve prostatları olanlar için müjde.

Yanınızda taşıyabileceginiz cep tuvalet. Şimdi Türkiye'de.

Cep tuvalet nasıl bir ürün :
Patentli içindeki özel kimyasallar sayesinde sıvıyı katı jel haline dönüştürür. Dökülmez. Kesinlikle sızdırmaz. Kokuları giderir. Bakterileri öldürür. Hijyeniktir.

Cep tuvalet nasıl kullanılır :
Plastik kapağından tutuluyor ve yüksek tarafı öne gelecek şekilde bedenle temas ettiririliyor. Böylece idrarın içine boşaltılması sağlanıyor. İdrarın biyolojik jele dönüşmesi için kısa bir süre bekleyin.
Birden fazla kullanılabilinir.

Cep tuvalet hacmi :
800 cc.
Sıvı atık kapasitesi var.

Cep tuvalet fiyat :
Bir pakette 3 adet vardır.Bir tanesi 5 ytl dir.

Aler Kimya'nın satışa sunduğu cep tuvaletler, eczane ve marketlerde satışa sunuldu.

                    REKLAM FİLMİ

Cep tuvaletin tanıtım filmini yönetmen Ayson Karabağ çekti. Yönetmen Karabağ, Ahu Tuğba'nın kızı Anjelik'i ikinci kez kamera karşısına geçirmeyi başardı. Anjelik'in başarılı bir oyuncu olduğunu belirten karabağ, "Ekip çalışmasına ayak uyduran biri. muhteşem bir oyuncu. Sanki uzun yıllar oyunculuk deneyimi var gibi. Tek kelime ile muhteşem" dedi.

Haber 7

Bu adam uçuyor / Video

4/3/2008

Bu görüntüler dünyayı şok etti. Bu adam gerçekten uçuyor mu ?




Bilim dünyası şu sıralar 'levitasyon' ya da havada asılı durabilen insanları inceliyor. Tarih boyunca bu tür olayların yaşandığı biliniyor. Mitolojide uçmak tanrılara özgü bir yetenek sayılıyordu. Ancak çok az sayıda da olsa bazı insanların da uçabildiğinden söz ediliyor. Örneğin Hindu Brahmanlar, Yogiler, Hint fakirler, Saint Hermitler...


Hinduların Sanskrit yazılarında 'havada asılı durmanın yöntemleri' tek tek rehber halinde yer alıyor. Hint tarihi belgeleri, yerden 90 santim yükseklikte havada durabilen ustaların örnekleriyle dolu.

M.Ö 527'de Zen Budizminin kurucusu Bodhidharama'nın Tibet'teki Şaolin Manastırı'nı ziyaret edip, buradaki Budist rahiplere 'levitasyon sanatını' nasıl öğrettiği birçok tarihi belgede yer alıyor. Dahası günümüzde bile Hindistan'da ve Tibet'te 'havada durabilen' insanlar hiç de az değil.

Avrupa'da ise bilinen ilk 'levitasyon ustası' bir rahibe olan Azize Theresa. Onun 'uçuşuyla' ilgili belgeler 1565 yılından kalma ve bu deneyimi 230 kişinin gözleri önünde yaşadığı anlatılıyor.

Ancak asıl önemlisi günümüze 'uçan adam' olarak anılan Amerikalı Chris Angel olayı.

Chris Angel; David Coperfield ya da David Blaine gibi bir sihirbaz değil. Ama uçabiliyor. Ya da havada asılı durabiliyor. Tam bir 'levitasyon' ustası. Bilim adamları onun bu 'uçuşlarını' tekrar tekrar izlediler. "Gerçek mi?" sorusuna "Gerçek" dediler. Buna getirebildikleri açıklama ise beyin enerjisi ile yaratılan bir çeşit yerkeçimsiz ortam sayesinde 'havada asılı durmanın' mümkün olabileceği yönünde... Ancak bu beyinsel enerjinin nasıl oluşturulabildiği sorusu bir cevap bulamadı.

Süper-iletkenlerle yapılan bir deney sonucunda bir insanın bir süper-iletken üzerinde durduğu zaman yerden 5 santim kadar yükselebildiğini gösterdi. Ancak süperiletken kullanmadan 'uçabilen' insanların sırrı hala çözülemedi.

Mermi tren diye bilinen Japonların ve Fransızların süper-hızlı trenleri de "manyetik levitasyon" denilen teknoloji ile saatte 350 km hızı aşabiliyor. Süper-iletkenler sayesinde bu trenler seyir halindeyken raylara deymeden gidiyor. Ancak bu şekilde bu yüksek hızlara ulaşabiliyorlar.

 

http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=346528



3. Ses Kaydı Bombası!

4/3/2008

Youtube'ta önce GES Komutanı Münir Erten'in sonra Erdoğan Teziç'in ses kayıtları çıkmıştı. Şimdi de darbe iması yapan bir Tümamiral'in ses kaydı patladı...


Video paylaşım sitesi Youtube'ta önce GES Komutanı Tuggeneral Münir Erten'e ait olduğu iddia edilen ses kaydı çıkmıştı.

Daha sonra ise eski YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç'e ait olduğu iddia edilen ses kayıtları ortaya çıktı.

Şimdi ise Tümamiral Kadir Sağdıç'a ait olduğu iddia edilen ses kayıtları Youtube'a kondu.

Ses kayıtlarında TSK'nın darbe gücüne yönelik sözler var.

İşte o ses kaydı:

1932

LPG'li otomobil gerçekten zararlı mı

4/3/2008

Benzin fiyatlarındaki periyodik artış sebebiyle sürücülerin gözdesi hâline gelen LPG’li otolar, bir yandan yaygınlaşırken diğer yandan tartışılmaya devam ediyor.

LPG'li otomobil gerçekten zararlı mı

Özellikle kazalarda yaşanan patlama hadiselerinin oto-gazın imajına büyük zarar vermesine rağmen araç sahipleri oto-gaz kullanmaktan vazgeçmiyor.

İtalyan Romano ve Polonyalı KME LPG sistemlerinin Türkiye distribütörlüğünü yürüten Akel Kahveci Yönetim Kurulu üyesi Ayhan Aydın, LGP’nin ülkemizde yanlış propaganda kurbanı olduğunu düşünüyor.

LPG’nin otomotiv sektöründeki yerini anlamak için Avrupa ülkelerindeki uygulamalar önemli ipuçları veriyor. Hem Alman ekonomisinin yüzde 30’unu otomotiv sektörünün oluşturması hem de tüm dünyada üretilen yıllık 5 milyon binek aracın yüzde 12’sinin Avrupa ülkelerinde üretilmesi Avrupa’daki gelişmeleri dikkate almayı zorunlu kılıyor. Otomotivde bu kadar büyük paya sahip Avrupa ülkelerinde son yıllarda çevreci özelliği sebebiyle LPG teşvik ediliyor. Yapılan ölçümlerde benzin, mazot gibi hidrokarbon yakıtların, oto-gaza oranla çevreyi 20 kat daha fazla kirlettiği tespit edilmiş. Bu yüzden Avrupa’daki fabrikalar doğrudan oto gazlı araç üretiyor. Sonradan dönüşüm ihtiyacı ortadan kalkıyor.

BAKIMI YAPILAN LPG’DE SORUN ÇIKMAZ

İşin ilginç yanı, bizde sadece ucuz olduğu için tercih edilen oto-gaz, çevreci özelliğinden dolayı gelişmiş ülkelerde hızla yaygınlaşıyor. Teşvik amacıyla Almanya, 5 yıllığına LPG fiyatını sabitlerken, İtalya ise sektöre her yıl 50 milyon Avro doğrudan teşvik sağlıyor. Türkiye’de gazlı diye kapalı otoparklara ve hızlı feribotlara alınmayan LPG’li araçlar, Fransa’da otoparkları ücretsiz kullanabiliyor. Otoyollar da, oto-gazlı araçlar için ücretsiz. Belçika sübvansiyon uygulayarak, oto-gazın benzine göre yüzde 70 daha ucuz olmasını sağlıyor. İngiltere’de ise Kraliçe Elizabeth sistemi özendirmek için makam otomobilinde LGP sistemini kullandırıyor.

Ayhan Aydın’a göre, Türkiye ile Avrupa arasındaki farklılığın birkaç sebebi var. İlki, Türkiye’de akaryakıttan yüksek vergi alınması. İkinci sebep ise doğru zannedilen yanlışlar. Her alanda olduğu gibi LPG’nin de bakımı yapılmadığı zaman tehlike oluşturabileceğine işaret eden Aydın, “Periyodik bakım yapılmalı. Araç sahipleri sorun çıkana kadar bakım yaptırmıyor. Bakımı yapılan ve dönüşümü lisanslı firmalarca yapılmış araçlarda hiçbir sorun yok.” diyor.

Hâlen benzinin yarı fiyatı olan LPG, çevre dostu özelliği sebebiyle bundan sonra otomotiv dünyasında daha fazla gündem oluşturacak.

(Aksiyon)

Okutmuyorum işte var mı ötesi?

4/3/2008

Okutmuyorum işte var mı ötesi?

Kalamış'ı, Dönülmez Akşamın Ufkundayız'ı, İspanyol Meyhanesi'ni bilir misiniz? Peki bunların "okutulmasının engellendiğini"...
En ünlü sanat müziği eserleri ona ait; Münir Nurettin Selçuk'a... Dönülmez Akşamın Ufkundayız, Kalamış, İspanyol Meyhanesi... Münir Nurettin Selçuk hayattayken tek bir kuruş kazanamadı bu ünlü eserlerinden... 

TELİF HAKKI ; 15 YTL

Şimdi oğlu ünlü besteci ve müzisyen Timur Selçuk, aynı dertten muzdarip... Katıldığı canlı yayında telif gaspına isyan etti...

"
Münir Baba’ya 15 lira telif hakkı geldi MESAM’dan. Tutuyorum kendi hesabımda. Ablama da ’Vermiyorum’ dedim. Bir 17 lira daha gelmiş. Şimdi toplam 90 lira var. Bütün meyhanelerde, diğer hanelerde, her türlü hanede, Kalamış, Dönülmez Akşamın Ufkundayız, İspanyol Meyhanesi şu bu okunuyor ve Münir sağlığında bir lira almadı kendi hakkından."

BODRUM KATTA YAŞIYOR

Timur Selçuk'un sözleri, Türkiye'deki telif gaspının özeti gibi... Çünkü yurt dışında ünlü bir sanatçının varisi telif hakları ile zenginler arasında yer alıyor... Bizdeki durumu Selçuk'un şu sözleri güzel özetliyor;

"Benim buraya özel helikopterimle gelmem gerekiyor, bırakın taksiyle! Ben bodrum katında kirada oturuyorum 75 metrekarede."
 
"OKUTMUYORUM KARDEŞİM"

Timur Selçuk'un isyanı telif gaspına... Bu nedenle babasının eserlerini hiç bir sanatçıya "okutmuyor"... Sadece babasının değil, kendi eserlerinin de...

Şöyle diyor Selçuk; "’Timur niye babasının eserlerini okutmuyor’ diyorsunuz. Okutmayacağım kardeşim. Telif hakları gerçekleşene kadar, ben adam gibi yaşayana kadar, benim gibi besteciler... Konuşturtmayın beni okutmuyorum arkadaşlar, kendi bestelerimi de okutmuyorum, emeğe saygı! Ben sosyalistim. Bitti! İşinize gelirse."
<****** type=text/**********>changeTarget(document.getElementById("news_content"))

Gözdeki tehlike IŞIK ÇAKMASI

4/3/2008

Işık çakmaları ve uçuşmalar, özellikle yaşı ileri olanlarda ve ileri derecede miyobu bulunanlarda daha büyük problemlere yol açabiliyor ve telafisi kolay olmuyor”

Gözlerimiz kuşkusuz ki en önemli organlarımızdan biri olup, bu önemli organımızda zaman zaman meydana gelen bazı değişimler ve belirtiler de bizler için ciddiye alınması gereken durumlardır. Çoğunlukla ciddiye alınmayan ama ciddi sıkıntıların bir işareti olabilen gözdeki uçuşmalar ve ışık çakmaları, genellikle retina yırtıklarının bir işareti olabiliyor.
Alman Hastanesi Göz Hastalıkları uzmanlarından Opr. Dr. Eda Evliyaoğlu gözdeki ışık çakmaları ve uçuşmalar konusunda bilgi vererek , “Bazen baktığınız yerde küçük tanecikler veya bulutçuklar görürsünüz. Bazen de oval-yuvarlak şekiller ve örümcek ağı şeklinde görüntüler görme ve siyah veya kırmızı renkte yağan noktalar görebilirsiniz. Tüm bunlara ‘uçuşmalar’ denilmektedir” diye konuştu.
Uçuşmaların özellikle gökyüzüne veya düz bir zemine bakıldığında daha fazla fark edildiğini kaydeden Opr. Dr. Evliyaoğlu “Bu uçuşan noktalar genellikle, gözün içindeki jel kıvamındaki yapı olan vitreus’un içindeki küçük yumaklaşmalardan oluşmaktadır. Bu yumaklaşmaların görme zarı (retina) üzerinde oluşturduğu gölgeleri algılamaktasınız. Bunların küçük noktalar, halkalar, çizgiler veya bulutlar gibi şekilleri olabilmektedir” dedi.

UÇUŞMALAR CİDDİYE ALINMALI
Vitreus jelinin gözün arka duvarında ayrılması esnasında retinada yırtıklar olabilmektedir. Bu yırtılmalar sırasında küçük miktarlarda da olsa kanamalar olabilmektedir. Bu kanamalar özellikle kurum yağması şeklinde yeni uçuşmalara sebep olabilmektedirler. Retinada yırtık olması çok ciddi göz problemlerine yol açabilmektedir. Dolayısıyla:
Eğer çok ani uçuşmalar ortaya çıkarsa, ışık çakmaları hissederseniz ve bunun yanında göze perde inmesi gibi bir şikayetiniz olursa acil olarak Göz Doktoruna başvurmalısınız. Uçuşmalar özellikle bir şeyler okurken can sıkıcı olabilmektedir. Bu durumda gözlerinizi oynatarak, aşağı ya da yukarı bakarak uçuşmaları gözünüzün önünden yok etmeye çalışabilirsiniz. Uçuşmaların pek çoğu zaman içinde tamamen kaybolurken bir kısmı da uzun yıllar görme alanınızda kalır. Yıllar boyu bazı uçuşmalarınız olsa da eğer yeni uçuşmalar fark ettiyseniz mutlaka göz muayenesi olmalısınız.

GÖZE GELEN DARBELERE DİKKAT
Buna benzer bir durumu daha önce bir şekilde gözünüze bir cisim ile çarpıldığında ya da darbe geldiğinde hissedersiniz.
Opr. Dr. Eda Evliyaoğlu, “Vitreus jeli görme zarı üzerinden ayrıldığında sanki yüzlerce yıldız varmış gibi ışık çakması benzeri bir his meydana getirir. Bu ışık çakmaları günler, haftalar ya da aylarca görülür. Yaşımız ilerledikçe bu tür ışık çakmalarıyla daha sık karşılaşırız. Eğer ani başlayan ışık çakmaları ile karşılaşırsanız, retinanızın yırtılıp yırtılmadığını öğrenmek için derhal bir göz doktoruna başvurmalısınız” diyerek uyarıda bulundu.

MİGREN BELİRTİSİ OLABİLİR
Bazı kişiler her iki gözlerinde ateş çizgileri olarak tarif ettikleri, genellikle 10-20 dakika kadar süren ışık çakmalarından bahsederler. Bu türden çakmalar genellikle beyindeki kan damarlarının spazmına bağlı olarak ortaya çıkar ve Migrenin bir belirtisidir. Genellikle buna baş ağrısı eşlik eder. Baş ağrısı olmaksızın ışık çakmalarıyla seyreden migrenler de görülebilir. Bu durumda ışık çakmalarına göz migreni veya baş ağrısı olmayan migren denir.

DOKTORA GİTMEYİ İHMAL ETMEYİN
Bir göz doktoru gözlerinizi muayene ederken, bazı göz damlalarını kullanarak göz bebeğinizi genişletir. Bu ağrısız muayene sırasında göz doktorunuz gözünüzün görme zarı (retina) ve vitreus jeli kısımlarını detaylı bir şekilde inceler. Göz bebekleriniz genişlediğinden görme uyumu probleminiz geçici bir süre devam edebilir. Bu yüzden bu muayeneden sonra araba kullanmanız sakıncalı olur. Uçuşmalar ve ışık çakmaları yaşımız ilerledikçe daha sık karşılaştığımız bir problem olacaktır. Her ne kadar her ışık çakması ve her uçuşma her zaman ciddi bir problem anlamına gelmiyorsa da, bu tür deneyimleri yaşayan kişilerin göz doktoruna gitmeyi ihmal etmemesi ileride gelişebilecek ciddi bir problemi oluşmadan önlemek anlamına gelmektedir.

Risk grubunda MİYOPLAR ilk sırada!..
İnsanların orta yaşlarına eriştiklerinde, gözün içindeki jel kıvamındaki yapıda bazı değişiklikler olmaktadır. Jelin, gözün arka duvarında görme zarında yapışık olduğu yerlerden ayrılması ile bu yapının küçülmesi söz konusu olur ve içinde yumaklaşmalar ortaya çıkar. Bu durumun sıkça görülebileceği kişiler şunlardır:
>> Miyoplar
>> Katarakt ameliyatı geçirmiş olanlar
>> Göz içi iltihabı geçirenler
>> YAG laser yapılanlar
Eğer bu uçuşmalar çok ani olmuşsa ve kişi özellikle 45 yaşın üzerindeyse acil olarak doktora başvurmaları gerekmektedir.

« Önceki ::

Online E-Devlet Hizmetleri
TC Kimlik No
Vergi Kimlik No
SSK Hizmet Dökümü
İnternet Vergi Dairesi
Motorlu Taşıtlar Vergisi
Telefon Rehberi
ÖSYM Sınav Sonuçları
ÖSYM Sınav Sonuçları
ÖSS Sonuçları
KPSS Sonuçları
KPDS Sonuçları
LES Sonuçları
TUS Sonuçları
ÜDS Sonuçları
ALS Sonuçları
DGS Sonuçları
Diğer Sınav Sonuçları
ÖSYM Sınav Takvimi
E-Devlet Linkleri:
Devletim.com
Online Hizmetler
Milli Eğitim Bakanlığı
Üniversiteler
Sağlık Bakanlığı
Emeklilik Hizmetleri
Hukuk ve Adalet
Emniyet Hizmetleri
Ekonomik ve Mali İşler
İş ve Eleman Arama
Genel Devlet Kurumları
Bakanlıklar
Valilikler
Belediyeler
Kaymakamlıklar
Siyasi Partiler
Silahlı Kuvvetler
Sivil Toplum
Engelli Sayfaları
Elçilik - Konsolosluklar
Avrupa Birliği
K.K.T.C.
Turizm
Tatil ve Gezi Rehberi
Deprem Linkleri
Haber Kaynakları Carrot - Aradığınız Herşey Burada!

OYUN OYNA

Blogcu ile yapıldı